Tasarımın Dönüştürücü Gücü 7/11

Tasarım ve Zanaat İlişkisi 2/4

DSC_1453

Kapalıçarşı aynı zamanda dehlizleriyle meşhurdur. Bir atölyeyi koyduğunuz yerde bulamayacağınız kadar karışıktır. Kimsenin bilmediği kapılarıyla barınanları da dahil herkes için hep yenidir. Türkiye’de zanaatı yönlendiren unsurlardan biri üretimin makinalarla beslenmesi, bir diğeri ise 90’lı yılların sonunda, internetle birlikte üreticilerin adreslerinin nihai kullanıcıya açılmasıdır. İnternet öncesi dönemde atölyeler sadece birbiriyle ilişki içine girerken, herkes kendi müşterisinin peşinde koşarken internet sonrası dönemde hem kurumsal müşteriler hem de son kullanıcılar atölyeleri keşfetmeye başlamıştır ve bu sayede müşterilerin atölyelere ulaşması kolaylaşmıştır. Ardından gelen küçük ölçekli tasarım markaları furyası ile çarşı, farklı bir alanda daha geniş bir kesime hizmet vermeye başlamıştır.

Kapalıçarşı’nın üretim modelinde tek bir ürünü baştan sona bir atölyede üretmek yoktur. Her atölyenin bir uzmanlığı vardır. Kalan işler o işin uzmanı olan diğer atölyelerde tamamlanır. Örneğin bir yüzük, dökümcü tarafından dökülür ama modeli, polisajı, kaplaması farklı atölyelerde yapılır. Kapalıçarşı’da tasarım diye bir kavram yoktur. Ürün vardır. Ürünü kim ürettiyse ürün onun ürünüdür.

Tasarım kavramı, Türk zanaatkarları için hala yeni bir kavramdır. Bir üretici tasarımın yarattığı değeri ancak satışla, pastadan aldığı payda gördüğü artışla kabullenir. Herkesin kendi markasını yaratıp, dünyaya açılmak istediği bir dönemde tasarım ve zanaat nasıl buluşur? Neredeyse son beş yıla damgasını vuran bu soruya doğru bir cevap bulabilmek için öncelikle konuya dünya ölçeğinde yaklaşmamız gerekmektedir.

El sanatları, gelişmekte olan ülkelerin en büyük ikinci gelir kaynağıdır. Perakende sektörü için yapılan üretimin %60’ı düzenli sayılabilecek fabrikaların dışında yapılmaktadır. Çalışan kadınların çoğu bu sektörde iş bulmaktadır ve pastanın 2017 yılı için toplam rakamı 34 milyar dolardır. (http://www.ilo.org)