Tasarımın Dönüştürücü Gücü 10/11

Grup Dinamikleri 1/2

83060012

Yaptığımız çalışmalarda özellikle göçmenlerle yaşadığımız tecrübeler bize yolda olmanın farklı biçimlerini göstermektedir. Yerleşmeye hazır olmayan, yerleşmek istemeyen veya zaten bir yerden bir yere giden insanların yaşamlarına dokunabilmek, onlarda bir dönüşümü başlatacak fitili ateşlemek ne kadar ve nasıl mümkün olabilir? Yeni bir grupla çalışmaya başladığımızda bir taraftan grubu tanımaya ve anlamaya, bir taraftan potansiyellerini gerçekleştirmeleri için bir yol haritası oluşturmaya, bir taraftan da kendi dinamiklerini oluşturmaları için onları kendi hallerine bırakmaya özen göstermek gerekmektedir. Bu tanımlı özgürlük alanı grubun çok önemli bir özelliğinin aktive olmasına vesile olmaktadır. Grup kendi iç dinamiklerini oluştururken kendi kanunlarını yazar; her grubun iç hukuku birbirinden farklıdır. Grup tüm üyeleri için hem ortak bir hedefe hizmet ettiği çalışma arkadaşlarını hem de derdini tasasını anlattığı, kendini yeniden tanımladığı bir ortamı ifade eder. Çeşitli tanımlarla kuralları dayatmak yerine her grubun iç sistemini oluşturmasının ve bu yöntemle kendine bir yol çizmesinin, hedefler oluşturmasının daha iyi sonuç verdiği gözlemlenmektedir. Bu süreçte danışman kimliğiyle grupları ihtiyaç duydukları noktada destekleyerek yönlendirmek gerekmektedir.

Analitik temelli grup terapilerinde yapılan çalışmalar takımların da kendileri tarafından geliştirilen çözümleri çok daha fazla benimsediklerini göstermektedir. Aslında grup, üyeleri için yeni bir tecrübe ortamı sunmaktadır. Kadınlar için çıkış noktası aile bütçesine katkı sağlamak iken geliştirdikleri sosyal ilişkiler onları birbirlerine bağlamaktadır; atölyede sürdürülebilir bir sistem oluşmasını sağlayan en büyük etken de grup içerisinde oluşan bağ ve birlik olma hissidir. Herkes hem birey olarak hem de grubun bir parçası olarak varlığını sürdürürken, benzer bir acıyı yaşamış olmanın da etkisiyle birbirlerinin yarasını saran bir ortam oluşturmayı çoğu zaman başarıyorlar. Bu yönüyle, yapılan projeler belki de hedef değil süreç odaklı olarak konumlandırılabilir. Bir atölye çalışması ile başlayan üretim süreci, grubun kendi oluşturduğu dinamikler ve sağlanan destekle farklı bir form almaktadır. Sonunda kalıcı bir dinamik oluştuğunda ekonomik olarak da sürdürülebilir bir sistem gelişmişse, bu amacımızı gerçekleştirebildiğimiz anlamına gelir. Ancak burada hedef, sistemin akıcılığı sonucunda kendiliğinden oluşan bir verimlilik ve işlerlik hali olarak karşımıza çıkmalıdır. Her şeyi tanımlayarak kontrol edebileceğimiz inancı daha yaygın olsa da kendi doğallığı içinde var olabilen bir sistem, yaratıcılığa çok daha açıktır. İnsanların kendilerini gerçekleştirebildikleri, kendiolabildikleri bir sistemde aidiyet ve verim, kurulan ilişkiler ve ortamın özellikleri sebebiyle artmaktadır. Yaratıcılığı körükleyecek özelliklere sahip bir ortamı kılavuzlarla yaratmaya çalışmak yapay bir zeminin oluşmasına sebep olarak hakikiliği bozmaktadır. Bu hakikilik bozulduğunda ise insanların kurallara ve ritüellere uyan, farklılıklarını göstermekten kaçınan bir tutum içinde olduklarını, bir taraftan da rekabetin ön plana çıktığını gözlemlenmiştir. Her ne kadar günümüz ekonomik sisteminde ağırlıklı olarak önemsenen tutum rekabet üzerine kurulu olsa da bunun sürdürülebilir bir sistem oluşturmak konusunda yetersiz kaldığını, günümüz dünyasında hep birlikte tecrübe etmekteyiz.