İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mesleki Örgütlenmeler 1

OQ

İnsan gelişimin belli bir aşaması ancak disiplinle mümkün olabiliyor. Burada bahsettiğim disiplinli olmak değil. Bir disiplinle harmanlanmak, kendini bir şeye adamak. Bu adanmışlığın ruhun eğitimine katkısı çok büyük. Aslında herkesin içinde doğru yönlendirilmediği zaman bağımlılık ve kötü alışkanlıklarla da doldurulabilen bir eğilim var. Adanma arzusunun içimizde olduğuna inanıyorum. Aşkın olanla ilişkiye geçmek ve tecrübeyle pişmek. Tıpkı usta çırak ilişkisinde olduğu gibi. Doludan boşa doğru akan, ilerledikçe iki kişinin sadece akıntıda buluştuğu ve iki taraf içinde bir deneyime dönüşme potansiyeli barındıran, iki tarafında hem öğrenci hem öğretmen olabildiği, ikili ve karşılıklı bir öğrenme modeli.

Usta çırak ilişkisinin ülkemizde en etkin olduğu sektör üretim. Geleneksel el sanatları ve üretim metodolojileri içinde zanaatkarlar ve ustalar bilgilerini bir sonraki kuşağa usta çırak ilişkisi ile aktarır(dı). Günümüzün hızla değişen dünyası günümüzde de işe yarayacak modellere baz oluşturabilecek sistemleri, dönüşümlerine fırsat vermeden yok ediyor. Oysa geçmiş yılların iş yapış biçimlerine, iş ahlakı ve iş etiğine baktığımızda bugün global firmaların ana merkezlerinden yayılan eğitim programları, trendler, geleceğin yönetim ve iş modeli disiplinlerinin, geçmiş usul, ve üsluplarla hayli benzerlik taşıdığını görüyorum. Ne yazık ki bazen geçmişten gelen değerlerin dönüşmesine izin vermiyor, geçmiş ile bugün arasında bağ kurup, bizi geleceğe taşıyacak sentezi ortaya çıkaramıyoruz.

Usta çırak ilişkisi öğrenme ve aktarım modeli açısından pek çok farklı dönemde, farklı kültürlerce kullanılmış. Üretim, acımasız güç gösterilerine dönüşen bir otoriterlikle birleştiğinde doğru sonuç vermese de, özünde aktarım modelinin son derece etkin bir taşıyıcısıdır.

Bir çocuğa yüzme öğretmek için onu sandaldan suya attığınızda bile aslında fail ile fiil arasındaki bağ esastır. Bu tecrübenin bir travma mı yoksa öğrenme ile mi sona ereceği eylemde değil, iki kişi arasındaki bağın kalitesinde gizlidir. Yani aynı eylemden biri travma, bir diğeri ise öğrenme ile sonuca erebilir. Olayları değerlendirirken eylemler kadar arka planı da önemsemek gerekir. İlişki ve olay örüntüleri olayın kendisine göre daha etkin bile olabilir.

Meslek örgütlenmeleri, geçmişte işte ustalaşamaya verdiği değerden daha fazlasını ahlaklı olmaya ve meslek etiği taşımaya ayırmıştı. 80’lerin Türkiye’sinde de, Bektaşilerde de pek çok diğer mesleki teşkilatlar ve esnaf odalarında da iş ahlakı hiçbir zaman ikinci plana atılmamıştır. Bugün de dün olduğu gibi mesleğini bir olgunlaşma süreci, norm, değerler ve kültürün aktarımının taşıyıcısı olarak gören insanlar, gerçek ustalar, yüzyıllar boyunca emekle oluşturulmuş bu ahlaktan ödün vermiyorlar. İnsanların doğal bir durumda “kendiliğinden” gelişen, öğrenme ve aktarım modelleri çözümlemelerle bir kurallar bütünü olarak dayatıldığında doğal akışta alınabilen sonuçları hiçbir zaman vermiyor. Bizleri makinadan ayıran şey parçaların toplamının bütünden her zaman daha büyük olması. Kendi ruhsal akışımızda varoluşumuz kullanma kılavuzlarından daha fazla mana içeriyor.

Usta çırak ilişkisinin öğrenme ve aktarım modelini bugün global firmalar da uygulamaya çalışıyorlar. Bu sistemin doğru çalışabilmesi için ortamın da hakiki olması gerekiyor. Firmalarda düzenlenen pek çok eğitim, pek çok seminer gerçek bir dönüşüme yol açmadan etkisini kaybediyor. Doğru bir kültür oluşturabilmek ve bu kültürü sürdürebilmek ancak hakiki bir ortam yaratabilmek ve doğru bir çerçeve çizmekle mümkün olabilir. Bir firmada çalışan insanların, o firmadan ayrıldıktan sonra bile firma kültürünün etkilerini taşıyabilmesi, bir kurumun eğitiminden geçmiş ve kültürünün taşıyıcısı haline gelmiş olması ancak hakiki bir ilişkiyi deneyimlemiş olmalarıyla mümkündür. Burada işlenen malzemenin niteliği kadar malzemeyi işleyen ustanın meziyeti de mühimdir.