İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Liderin Rolü 1/2

Eastetoe Falls near the Blue Ridge Parkway.

Vahşi kapitalizm temelinde şekillenen devlet anlayışı ülkelerin de şirketler gibi ele alınmasını gerektiriyor. Siyasetin ülke yönetimi, liderliğinse CEO’luk olarak algılandığı bir toplumu herhangi bir özel teşebbüsten ayırmak zor. Yönetim sistemlerinin bu yönde evrilmesi halinde yakın gelecekte devletlerin en önemli rolü orduların piyasanın lider kuruluşlarının yönetimine geçmesini, bu kuruluşların çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesini engellemek olacak. Sermaye ile devletin yakın ilişkileri halkın refah ve huzurunu sağlamakla mükellef yetkililerin görevlerini ihmal etmesini beraberinde getiriyor. Halkın devlet, devletinse halkın hizmetinde, maaşları halk tarafından ödenen memurlar olduğu gerçeği sürekli unutuluyor ve unutturuluyor.

Küresel dünyada sınırsızlığın imkanları ve zorlukları içinde uluslararası firmalar da geçmişten ders alarak yeni yönetim anlayışları ve liderlik yöntemleri geliştiriyor. Ülke yönetimini de bir sistem olarak ele aldığımızda ulaşılmak istenen hedefler uzun vadeli planlar yapabilen firmalardan pek de farklı değil. Devleti ve şirketi de bir kenara bırakır ve sadece sistemi ele alırsak, mekanizmanın doğru çalışması için gereken denklem aslında pek de karmaşık değil. Farklı bakış açılarının, değişik kültürlerin, değer yargılarının, eğitim düzeyi ve yaklaşımların çeşitliliği ve zenginliğiyle harmanlanmış düzenler kurmaya çalışan global firmalar, gelecekte var olabilmek için geçmişten çıkardıkları derslerden faydalanarak “esnek” sistemler kurmak için çabalıyorlar. Sistemin en küçük parçasını birey oluşturduğu için ve bir firma gibi devletin de en değerli varlığı insan olduğu için, yeni sistemlerde, sistem kurucular, her bir bireyin onları geleceğe taşıyacak iş ortakları olduğunun bilinciyle hareket ediyorlar. Sanayi devrimi sonrasında revaçta olan insanı robotlaştırmayı hedeflemiş yöneticilik anlayışları, yerini tüm çalışanlarını, ortakları ve paydaşları kabul eden ve kar etmenin ötesinde bir değer yaratabilen, gelecek için bir vaatte bulunabilen ve bu öngörü ile kurum kültürü oluşturabilen yönetim sistemlerine devrediyor.

1890’dan 2000’li yıllara kadar uzanan öğrenme süreci; firmaların hiyerarşi bağı ile bir arada tutulan sistemlerinde, liderlik ve yöneticilik anlayışından başlayarak, tüm hücrelerine işlemiş ve kurum kültürünün bir parçası haline gelen sürekli değişim ve gelişim ilkesini, devamlılığın kaçınılmaz koşulu olarak dayatmıştır. Günümüzde her bir birey ve her sistem, her gün yeniden doğan bir dünyaya uyandığını bilmeli ve Heraklitos’un aynı nehirde iki kere yıkanılmaz önermesini içselleştirmelidir.

Günümüz dünyası insanların manipülasyon ve algı teknikleriyle, normalde kabul etmeyecekleri olguları kabul etmeye istemsizce zorlanmasını değil, gerçeklerin kabul edilmesini ve karşılıklı kurulan ilişkilerle orta noktaların bulunmasını gerektirir. 10 yıllık bir plan firmalar için çok kısa vadeli bir plandır; devletler içinse çok daha kısa. İnsanın müdahil olduğu her sistemin uzun vadede varlığı bu esnek yapıyı kurabilmesine ve karşılıklılık ilkesi ile ilişki oluşturabilme kapasitesine bağlıdır. Tüm bu gerçekliği kurmak yüksek bir kapasite gerektirir, refahın devamı yine bu kapasite sayesinde gerçekleşir. Aksi kısa ve orta vadede yıkılmaya mahkumdur. Gerçekliği oluşturmak için gerekli emeği harcamayan ve gerekli kapasiteye sahip olmayan yönetimlerde, gerçeği koruyarak elde edilecek sonuçları, manipülasyon ve algı yönetimiyle elde etmeye çalışmak, iş ve örgüt psikolojisi temelinde Toksik Liderlere atfedilen özelliklerdendir.

Sorularınız ve daha fazla bilgi için ke@karacaerdem.com