İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kurum Kültürü

Sailing crew on sailboat on regatta. [url=http://www.istockphoto.com/file_search.php?action=file&lightboxID=4766115][img]http://santoriniphoto.com/Template-Sailing.jpg[/img][/url]

Bağlam

Firmaların da insanlar gibi bir karakter örgütlenmeleri vardır. Bu yapıyı Prof. Dr. Franz Ruppert’in bağlam kavramı ile açıklamak mümkün olabilir. Bağlam’ı en basit haliyle; birden fazla insanın müdahil olduğu bir iletişimde oluşan, görünmez ama hissedilebilir ağ olarak tanımlayabiliriz. Bu anlamda üçüncü bir insan tarafından hissedilebilen iki kişi arasındaki hiyerarşi, saygı, gerginlik, öfke, beğeni, aşk ya da dayanışma gibi kavram ve duygular bağlam olarak tabir edilir. Herhangi bir hadisenin cereyan ettiği fiziksel durum da bağlama dahil edilir. Olayları, içinde bulunduğu durumdan ayırarak münferit hadiseler olarak değerlendirmek, iletişim eksiliğine ve gerçeklerden sapmaya yol açabilecek bir tehlike yaratır.

Kurum kültürü nelerden etkilenir?

Tıpkı ebeveyn ile çocuk ilişkisinde olduğu gibi, bir sistem içerisindeki değişiklikler bu sistem içinde var olanları olumlu ya da olumsuz yönde etkiler, şekillendirir, değiştirir ya da / veya geliştirir ve büyütür.

Firmaların da yaratabildikleri çalışma ortamının kalitesi firma yöneticilerinden ve kurucularından bağımsız değildir. Yönetici ve kurucuların yani sistemi oluşturan ve devamlılığını sağlayan kişilerin vizyonları ve bazen de kendi karakterleri firmaların oluşturabildiği sisteme yansır. Çalışanlarda motivasyon düşüklüğü ya da dirence sebep olan bir durumun çalışanın kendisinden kaynaklanan sebeplerle mi yoksa dış etkenlere bağlı olarak mı ortaya çıktığı doğru tespit edilmelidir.

Küresel dünyada firmalar bir aile gibi olmaya eskisinden çok daha fazla ihtiyaç duyuyor. Firmaların yapıları, oluşturulabilen sistemler, günün koşullarına ayak uydurmak ve varlıklarını geleceğe taşıyabilmek için bugünün ilerisinde bir vizyon oluşturmak, karlılığın ötesinde bir varlık sebebi geliştirmek durumundalar. Ancak tüm çalışanların katılımı ile gerçekleştirilebilecek ve firmanın tüm hücrelerine yayılacak bu yaklaşım, bu duruş, kurum kültürünün olmazsa olmazıdır. Kurum kültürü oluşturamayan ve içselleştirerek tüm iletişiminde kullanamayan yapılar ne yazık ki günümüz iş dünyası koşullarında varlıklarını uzun vadede sürdüremeyeceklerdir.

Tam da bu noktada neden bir organizasyonun en önemli yapı taşının birey olduğunu ve bir firmayı oluşturan en küçük halkanın neden bu kadar değerli olduğunu anlıyoruz. Motivasyon teorilerinin bakış açıları yıllar içinde değişse de, motivasyon kaynakları kişiden kişiye farklılık gösterse de toplam kalite yönetimi, öğrenen yapılar, değişim kültürü gibi kavramların tartışıldığı bir dünyada çalışanları tarafından sahiplenilmeyen bir firmanın ileri gitmesi ve farklılık yaratması hayli güç olacaktır.

Kurum kültüründe aile olmak

İnsanların kendi arzularıyla katılımlarında çok daha yaratıcı ve faydalı oldukları örgütsel vatandaşlık kavramı altında yapılan çalışmalar ve teorilerle destekleniyor. Çalışanları tarafından sahiplenilen bir vizyon geliştirmek, kurum kültürü oluşturmanın ilk adımıdır. Bu, ortak bir ülkü etrafından toplanmak ve bir amaç doğrultusunda hizmet etmek demektir.

Günümüz iş dünyasının en büyük çelişkisi yöneticilerin dillerinden düşmeyen “biz bir aileyiz” söyleminin ne kadar gerçek olduğu ve gerçekten nereye kadar oluşturulabileceğidir. Sistemlerin doğru çalışabilmesi, herkesin tam katılımının sağlanabilmesi ve yüksek motivasyon için vaat edilenlerin gerçeklikle uyum içinde olması gerekir. Sistem altyapısı vaatleri karşılamıyorsa yapılan algı yönetimi çalışmalarıyla motivasyonu artırmaya çabalamak gerçekliği bozduğu için olacak ki uzun vadede olumlu bir sonuç getirmiyor. Sistemlerin doğru çalışabilmesi için yapılanlar ile söylemler arasında bir tutarlılığın olması gerekiyor.

Sorularınız ve daha fazla bilgi için ke@karacaerdem.com